Çalışma satışları devam etmektedir. Menüden "çalışmalarımı satıyorum" kısmından istediğiniz çalışma için iletişim adresinden irtibata geçebilirsiniz.
...Uygun fiyatlarda çalışma satışları devam etmekte...

31 Ağustos 2010 Salı

bas davul


Bas davul çalmayı bilmiyorum ama bas davul çalıyor gibi kendimi hayal edip çizdim :)


22 Ağustos 2010 Pazar

21 Ağustos 2010 Cumartesi

17 Ağustos 2010 Salı

dut ağacı



Herkes  bu hikaye yi  biliyor mu ? bilmiyorum ama  ben bu hikaye yi  çok seviyorum ve sizlerle paylaşmak istedim.

 Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardı.Kızın adı Tispe,delikanlının ki ise Piremus idi. Bunlar yanyana evlerde otururlardı.Birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine karşı aşk beslediler. fakat aileleri görüşmelerini istemezler birbirlerine uygun olmadıklarını düşünürlerdi. Oysa onlar birbirlerini ölesiye seviyorlardı. İki evin arasında gizli bir çatlak vardi, aileleri bunu bilmezler onlarda geceleri burda bulusur o aradan birbirlerine seslerini duyurur aşklarını dile getirirlerdi.
        Bir gece ormandaki ağacın altında buluşmaya kararverdiler.Tispe ağaca Piremus'dan önce varmıştı. Gittiğinde avını yeni yemiş ağzından kanlar akan kocaman bir aslanla karşı karşıya geldi. Korkarak bi mağaraya doğru koşmaya başladı. Farkında olmadan yolda boynundaki eşarpını düşürmüştü. O sırada Piremus geldi gördükleri karşısında donup kalmıştı. Kocaman aslan ağzında kanlarla birlikte
biricik sevgilisi Tispe'nin eşarpını parçalıyordu. O an aklına gelen ilk ve tek sey aslanın Tispe'yi öldürerek yediğiydi. Tispesiz yaşayamazdı. Aklından geçen sadece aşkı uğruna canına kıymaktı. Belinden hançerini çıkardı ve göğsüne sapladı. Kanlar içinde cansız bedeni yere düştü.Tispe ise korkusunu bi kenara atıp bir an önce
aşkını görmek için mağaradan çıkmaya karar vermişti. Ağacın altına geldiğinde o korkunç sahneyle yüzlesti.Piremus'un cansız vücudu yerdeydi ve elinde Tispe'nin düşürdüğü eşarpını tutuyordu. İlk önce genç kız olanlar karşısında ağlamaktan
hiçbir seyi anlayamamıştı. Ama eşarpı ve uzaklaşan aslanı görünce anladı. Bi an mağarada düşündüğü o korkunç şey başına gelmişti. Ve onun öldüğünü düşünen Piremus aşkı uğruna canına kıymıştı. Tispe bir an bile düşünmeden hançeri aldı ve göğsüne götürdü. Onların aşkı ölesiye bir aşktı ve ölüm bile onları ayıramazdı. Eğer Piremus aşkı uğruna ölümü göze aldıysa o da hiç çekinmeden canına kıyabilirdi ve
hançeri sapladı. Birden vücudu Piremus'un bendeninin üstüne yığıldı.
        O anda tanrılar bu yüce aşkı ölümsüzleştirmek istediler ve bu çiftin üstünde duran ağacı bunların aşkına adadılar. Piremusun kanını bu ağacın  meyvelerine, Tispenin gözyaşlarını ise ağacın yapraklarına verdiler.
        O günden beri kara dut ağacının meyvesinin çıkmayan lekesini, (Piremusun kan lekesini), dut ağacının yaprakları,(Tispenin gözyaşları) temizler..
                      
 (Bilirmisiniz dut ağacının meyvesinin lekesi çıkmaz ama elinize ağacın yaprağını alır ovuşturursanız lekenin gittiğini göreceksiniz)











KAYNAK: http://arifce.blogcu.com/dut-agaci-ve-yapraklari-bir-efsane-ve-genel-kultur/47310